İstanbul'un Fethi bize neler düşündürüyor?


İstanbul'un fethi ile 1058 yıllık Doğu Roma İmparatorluğu sona ermiş, Orta Çağ kapanıp Yeni Çağ sürecine geçilmiştir. Ayşe Büşra Erkeç'in "Ne düşünüyorsunuz?" sorusuna yazar, şair ve gazeteciler cevap verdi...

YENİ SAFAK.COM.TR / KÜLTÜR SANAT / AYŞE BÜŞRA ERKEÇ | 29 MAYIS 2013, 12:34

İstanbul'un Fethi, 29 Mayıs 1453 tarihinde Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu'nun başkenti Konstantinopolis'in, II. Mehmed önderliğindeki Osmanlı ordusu tarafından alınmasıdır. Daha sonra şehir Osmanlı İmparatorluğu'na başkentlik yapmış ve İstanbul'un fethi ile 1058 yıllık Doğu Roma İmparatorluğu sona ermiş, Orta Çağ kapanıp Yeni Çağ sürecine geçilmiştir.
Tarihimizin bu ince ayrıntısı hakkında sorduk, işte cevaplar…
İstanbul'un Fethi'nin yaşandığı bu günlerde neler düşünüyorsunuz?

Psikiyatrist Prof. Dr. M. Kemal Sayar
Şehre onyıllardır bir orman kazandırılmamış olmasını, İstanbul'un giderek bir Dubaivari bir Disneyland'e dönüşmesini, azgın müteahhit iştihasının herşeyi yalayıp yutmasını, silütein ardında beliren beton hayaletini, beton şehirin yarattığı yaygın mutsuzluğu üzüntüyle izliyorum. Şehir inşaat lordları tarafından yeniden fethediliyor ve bu kez Fatih Sultan ruhu kaybediyor. Ruhu olan bir şehir ruhsuz bir Batı metropolüne dönüşüyor.

Umut Mürare / Sanatçı
Kısa ve öz " İstanbul muhteşem bir tablo" diye düşünüyorum.

Duran Çetin / Yazar
Özel anlamının dışına taşan fetihler devam ediyor. İnsanlar yalnızlık kalesini fethettiler mesela. Sanal dünyanın fethi bir başka açıdan önemli bir yerde durmakta. İnsanlar artık sanal dünyada başkaları tarafından bilinemez fetihlere çıkmaktalar… Esas olan fetih ruhunu diri tutabilmek, fethin temelindeki düşüncenin hayat bulmasını temin etmek olmalıdır. Fetih kutlamaları bu düşünceye matuf yapılırsa nice Fatihler yetiştirilebilir. Fatih'in yaptığı yenilik yapmak ve yeniliklerden istifade etmekti. Günümüz bu açıdan oldukça uygun. Yenilikleri fetih ruhu ile yoğurmak kalıyor bize. Fetih dünyada söz sahibi olmanın ilk adımıydı. Günümüzde de söz sahibi olmak gerek. Bunun için de fetih kavramının içini iyi doldurmak gerekir. Fethin tarih bilgisi olarak tanıtılması yerine gençlerin çağı fethetme ve dünyada söz sahibi olma ideallerini verecek kutlamalar yapmanın uygun olacağını düşünüyorum…

Ulvi Alacakaptan / Sanatçı - Oyuncu
Eğer İslamı kastediyorsanız İstanbul'un fethedildiğini sanmıyorum. FETİH 1453 Filmi rezaletinden belli geldiğimiz nokta. Bu sinema tarihimizin en çok seyredilen filmi oldu.

Ebubekir Kurban / Yazar
İstanbul'un fethi hayır ve bereket getirdi hayatımıza. İstanbul, bereket getirdi hayatımıza. Ne vakit bu güzel şehri düşünsem heyecanlanırım. İstanbul'un tarihî-dinî anlamı büyük. İstanbul'un günümüzdeki anlamı büyük. Peygamberimizin sancaktarı Hz. Eyyup El Ensari'nin İstanbul önlerinde toprakla haşr olmasının elbet bir anlamı vardı. Anadolu'yu Malazgirt'ten çok daha önce baştan sona alt üst eden alperenlerin Hz. Eyyup'un bu 'iman yürüyüşü'nden habersiz olduğu düşünülebilir mi? 1071'de Anadolu'nun tapusunu Doğu Roma'dan gazâ ile alan Sultan Alparslan'ın Peygamberimizin İstanbul'a gönderdiği mektubun izini sürdüğü açık değil mi? Büyük Selçuklular'dan sonra 1075'te Anadolu'da kurulan devletimize ve bu topraklara haçlıların Türkiye demesinin bir anlamı yok mu? Bizim hafızamız, İstanbul'un da hafızası. İstanbul'un 'yazılmış hikâyesi' bizim hikâyemizde mündemiç, 'yazılmamış hikâyesi' ise kaderimizde saklı. İstanbul'da bugün silinmiş görünenin, üzeri küllenmiş gibi görünenin endişesi bir yanıyla dramatik ve ağır gelen bir gerçektir kuşkusuz. Ancak yine de çok acıtmasın kalbinizi. Çünkü bir gün insanlar 'modern' uykusundan uyanmak istediklerinde dönüp bakmak zorunda kalacakları ve yeniden parlatmak isteyecekleri ilk şey, sahip oldukları topraklarının tarihî anlamı olacaktır.

Ekrem Şama / Yazar
FATİH'İN AÇTIĞI ÇAĞ AYDINLIKSA! Fatih Sultan Mehmed Han'ın İstanbul'u fethiyle yeni bir çağın başladığı tezi batılılarındır. Fetihten sonra Hıristiyan halka merhametli davranmasını, hak ve hürriyet bahşetmesini yeniçağın göstergesi sayarlar. Müslümanlar bu aydınlık yeniçağa İslam'la geçmiş oldukları için bu teze katılmazlar. Şimdi şunu düşünüyorum: Fetihten 10 yıl sonra türeyen Kazıklı Voyvoda vahşetleri… 30 sene sonra İspanyadaki vahşetler, Endülüs ve Gırnata katliamları, yakılarak katledilen milyonlarca insan… 140 sene sonra Kanlı Mihail'in vahşetleri… Birinci Dünya savaşı sırasında Seydibeşir esir kampındaki İngiliz vahşetleri… Bugün Guantanamo vahşetleri, Afganistan, Irak ve benzeri yerlerdeki katliamlar, Filistin vahşetleri… Çeçenistanda ve Karabağdaki hunharlıklar… Diyorum ki bu batılı Haçlılar hala orta çağın karanlığında bulunuyorlar. İstanbul'un fethini ve yeniçağın başladığını kendileri söylerler ama hala yaşayamazlar… Çok ilginç bulurum…

Recep Garip / Şair- Yazar ve Ressam
Fetih anmaları fetih ruhunu yeniden inşa etmeyi söyler bize. 1453 tarihinde kazanılmış büyük insanlık coğrafyasında ki huzurun, barışın ve kardeşliğin yeniden ümmet olma bilinciyle ünsiyetini söyler. Savaşların yerine barışın gelmesini, her insanın ibadetinde özgürce, insanca yaşamasını, giyiminde, hayat anlayışında, inancında insanlara dokunulmayacağını öğretir bize fetih. İnsan haklarının, ibadet haklarının, alış veriş haklarının, kendisini ifade etme haklarının önemini kavratır bize. Hakkın üstün olduğunun, adaletin vaz geçilmez insanlık bir Hazreti Ömer'i çağrıştırdığını öğretir bize. Kardeşin kardeşi düşündüğü, komşunun komşuyu düşündüğü, selamı, sabahı, güveni, teslimiyeti, ibadeti, ezanı, kuranı, peygamberi öğretir bize.
Şimdi yeniden Fethe hazırlanırken insanın öte dünya iştahının artması gerekir. Dünyalıklardan sıyrılınması gerekir ve sadece Allah için cihat ruhuyla kendini arz etme aşkı; bedeni, ruhu, gönlü ve aklı kuşatması gerekir. Fetih böyle bir ruhla ancak anlaşılabilir.

Bilal Can / Şair
Fetih, yol açmak, başlatmak demektir. Öncü olan bir girişimin adıdır. Bir şeylere başlamak için öncelikle onu fethetmek gerekir. İstanbul'un fethi de yeni bir şeylere başlamanın adı oldu. Bu başlangıç bir düş idi. İstenilen bir amaç idi. Öyle bir düş ve amaç ki dualanan, müjdelenen bir ruha kavuşma durumuna başlangıç idi. Fetih bana göre daha çok bu içsel terennümün adıdır. Önce içten fetih başlar. Bu iç sellik daha sonra ihata ile şehri sarar. İçten başlamayan fetih, samimiyetten yoksundur. İstanbul'un fethi içten başlayıp dışa doğru süren bir başlangıcın adıdır. Bu yüzden samimidir. Samimiyetle, aşkla yapılan bir fethin güzelliğini anlatmak gerekir. İstanbul belki bu samimiyetle, bu içtenlikle sürdürülebilir bir fethi kendi içinde barındırmaya devam eder.

Güven Adıgüzel / Şair
İstanbul; kuşatmalara hiç doymayan ihtişamlı şehir. Payitahtın yeditepeli şahikası olarak her daim dünyanın kalbi olarak görürüm ben İstanbul'u; birçok kavmin büyük bir tutkuyla ele geçirmek istediği âşık, gururlu ve hikmetli bir kalp, içinden geçen deniz kadar berrak bir kalp. İstanbul'un bizim olmasından memnunum, bizim olduğu gün'e de hep şükrederim. Altını çizmek lazım,1453 Bizans'ın değil, Doğu Roma İmparatorluğu'nun düşüşüdür.
İstanbul'un fethini medeniyetler tarihi perspektifi içinde 'işgal' gibi bir yere konumlandırmak ya da en sade haliyle Türklerin Hıristiyanlara karşı kazandığı mutlak zaferi olarak okumak, çok derin bir yanılgı biçimidir. Bu bereketli 'fetih', kelimenin gerçek anlamıyla adalet temsilinin yolunu açarken, tarihin akışına yapılmış çok şık ve yerinde bir ufuk hamlesi olarak da, Molla Gürani'nin Fatih'in uykusuz gecelerine ettiği nazar-ı duası olmuştur. İstanbul'un Fethi'nin askeri bir başarıdan öte anlamlarına da kafamızı yormalıyız. İstanbul, karakteristik bir Doğu kenti değildir, klasik formda bir Batı şehrine de benzemez. İstanbul İstanbul'dur. Fethedildiği günden beri elbirliğiyle yorduğumuz uzak ve yalnız şehir, şimdilik çok sessiz, arzın gözlerini titreten soylu bir cesed gibi uzanıp öylece, bu kargaşanın bitmesini bekliyordur artık belki de, kulağında Şahi'nin çıldırtan sesleri. Yahya Kemal boşuna dememiş; 'Üsküdar, gözleri dolmuş, tepelerden bakarak, görmüş İstanbul'a yüz bin meleğin uçtuğunu; saklamış durmuş asırlarca hayalinde bunu'

Ahmet Musab / Dergi çıkarıyor ve Şair
Ülkemize Fetih Ruhunu yaşatmaktır. 'Yeni fetihler için fetih nesli' ni bir araya getirerek, atalarımızdan kalan bu mirası yaşanabilirliğini ispat etmemiz gerekmektedir diye düşünüyorum. Bu güzel şehri Rabbimizden niyaz ediyorum.

İlhami Atmaca / Şair
İstanbul'u düşündüğümde, zihnimde hemen beliren; bu şehri –esasında hep ülke demeklik gerekir bana göre- kuran adam ve bu şehre sevdalanmışcasına bir fetih duygusuna kapılmış bir başka adam gelir.
İstanbul, iyi bir kralın, halkını seven bir kralın kurduğu ve halkını huzur ve güven içinde yaşatmak için mamur ettiği bir ülke şehirdir.
Ülke şehir... Şehirlerin anası... Hatta şehirlerin şefkatli anası...
İstanbul şehir fikridir.
İstanbul bir mefkûredir...
İstanbul deyince bu yüzden benim aklıma hep sevda gelir.
Ve o iki adam...
Mesele, bugünkü bize dayandığında.
Susmak gelir ve gitmez.

Vural Kaya / Şair
Fetih, fethedileni korumakla fetihtir.

Zeki Bulduk / Yazar
İstanbul'un fethi için harcanan para ne kadar az ise, İstanbul için yola revan olan yürekli insanlar o kadar zengindiler.
İstanbul'un fetih kutlamaları için harcanan para ne kadar çok ise, kutlamacıların ne çok azalanı varmış meğer. İstanbul'u, hassaten Fatih Sultan Mehmet Han'ı seviyorum.

Selim Atlıhan / Yazar
İstanbul'un fethiyle birlikte, Fatihle ilgili olarak çok şey söylenebilir. Evet, önemli meziyetlere sahip, tam ve doğru bir eğitim almış, önemli ve gerekli bilim dallarıyla alakadar olmuş ve daha bir sürü şey… Ancak burada, tüm bunların yanında, asıl önemli olan, onun içindeki, ruh ve beden gençliğidir.
İlhan Çebi / Gazeteci
İstanbul'un Fethi bugünlerde yaşanmazdı diye düşünüyorum. Çünkü ne adalet arayışı var o zamanki gibi ne de bunu hak etme durumu. Ha, yıl dönümü olarak kutlamaya hakkımız var mı? Hayır ona da hakkımız yok…

Yunus Göksu / Gazeteci
Fetihleri işgalden ayıran en büyük özellik insanların adil yaşama kavuşmalarıdır. İstanbul'un Fethinin yani bir çağın kapanıp yeni bir çağın açılmasına sebep olan İslam Peygamber'inin müjdesinin gerçekleşmesinin yıldönümünün kutlanmasının yasak olduğu bir Türkiye'den bugünkü Türkiye'ye geçişin tarihini yazabilmek için İstanbul'un Fethini iyi anlamak gerekir. Fetihle beraber her din, her ırktan insanın özgürlüklere sahip olması şiarımız olmalı. Konstantin'in fethiyle başlayan çağ hepimize kutlu olsun.

Murat Üstübal / Şair
1453'ten bu yana bu fetihle yatıp kalkmak bana çok anlamlı gelmiyor. Hiçbir şey hissetmiyorum. Kafamda milli ya da ümmi böylesi bir duygulanım yok... Hele de bir topluluğun başka bir toplulukla giriştiği rekabetin en yıkıcı tarafı olan savaş ve yağma düzeninin o toplumda kutsallaştırılıp fetih adı altında sunulmasını insani bulmuyorum. İslam'ı yayma politikasının Amerika'nın bir ülkeye demokrasi götürme hırsından hiçbir farkı yok benim gözümde. İnsanı herhangi bir nedenle tasfiye eden herhangi bir proje ve niyeti, insanı insandan ayıran bir eylemi sadece bir şair olarak değil her şeyden önce bu yeryüzünü diğer insanlarla paylaşmaya niyetli bir âdemoğlu olarak desteklemem düşünülemez. Benim düşüncem bu.

Emrah İriç - Gazeteci / Radyocu
İstanbul'un fethi bende inancı temsil eder. Aşılmaz denen dağların inandığınız zaman nasıl aşılacağını bize öğreten en önemli örnektir İstanbul'un fethi. İnanç ve azim, sabır ve emekle birleşince, arkasına da duayı alınca nelere kadirdir, en iyi İstanbul'un fethinde görüyoruz. Çocukken hep Fatih'in İstanbul'un fetih ettiği yaştasın ilahisini dinlerdim. O zamanlar anlamına pek vakıf değildim. Şimdi daha iyi anlıyorum. Fatih Sultan Mehmet gibi Fatih'ler yetiştiren anne ve babalar olalım inşallah...

Ercan Köksal / Yazar
Türk - İslam tarihi için büyük anlamlar ifade eden Çanakkale, İstanbul'un Fethi vb. birçok tarihi vakıanın artık yalnızca dillerde bir pelesenk olarak kaldığını ancak ne yazık ki (kimileri bu ifadeye fazlaca hamasî diyebilir )Çanakkale ve Fetih ruhundan uzaklaşıldığını düşünüyorum. Şimdilerde Çanakkale demek, her yıl 18 Mart'ta buralara gezi düzenlemekten ve bir turist gibi şehit kabirleri ziyaret etmekten daha fazlası değil. Aynı durum Fetih için de geçerlidir. Her yıl 29 Mayıs'ta Haliç'te büyük bir şaşa ile Fetih kutlaması dışında genellemek istemiyorum ama milletin büyük bir kısmının o ruhtan tamamen uzaklaştığını görüyoruz. Şimdilerde bu tarz kutlamalar alışılagelmiş seremonilerden fazlası değil. Modern dünyada birçok şeyde olduğu gibi bu tarihi vakıalarda sıradanlaştırıldı, tüketildi.

Ercan Harmancı / Yazar
En mebrur fetih insanın kendini feth edebilmesidir.İnsanın feth ise ulaşması gerekene ulaşmasıdır.İnsanın ulaşması gereken ise yaptıklarını ve yapmadıklarını Rahman'ın rızasını gözeterek yapmasıdır. Kendini feth edemeyenin feth ettiği tüm yerler ellerinden çıkacaktır. Feth bir toprağı ele geçirmek değildir.Bir toprağın üzerinde Rahmanın razı olacağı bir yaşamı inşaa etmektir. Feth mücadele ister feth bir sonuç değil bir süreçtir mücadelesi olmayan fetihler gerçek bir feth değildir. Feth bir açıştır insanlara ve toplumlara hayrın kapısını açmaktır.İnsanların sadrına Rahmanın havf ve recasını akıtmaktır. Feth zafer naraları attırmaz fethe ulaşan kişi tevbe eder. Feth akabinde ayette işaret edildiği şekilde tevbe bekler.Akabinde tevbe olmayan tüm fetihler birer bize Tekasür Suresini hatırlatır.Övünme ya da atalar ile yaşama…Feth Rahmanın ulaş dediği noktadır gerçek fatih ise bu noktaya ulaşmış kişiler ve toplumlardır.Bir yerin toprakları ele geçirilmiş ama orada insanlar yaptıklarında ve yapmadıklarında Rahman'ın rızasını gözetmiyorlarsa orası feth edilmemiştir…Fethe hazırlanmak demek insanları ve toplumları Kuranla tanıştırmak demektir. Rabbim bize fetihler ver ve Fatih'leri başımızdan eksik etme...

Timuçin Mercanoğlu / Gazeteci
İstanbul'un fethiyle söylenecek o kadar çok şey var ki… Ancak bugün fethin 560. yıldönümünde aklıma tek bir şey geliyor. O da Ayasofya'nın tekrar camii olarak açılması. Belki içerisi namaz kılanlarla dolmayacak, elzem bir ihtiyaç da değil. Ama fethin sembolü ve Fatih'in vakfiyesidir Ayasofya. Empati kurup 'Müslümanların camisi kilise olsaydı ne yapardınız?' sorusunu sorar isek, elbette buna karşı çıkardık. Tıp ki, Hristiyanların Ayasofya'nın camii olmasına karşı çıktıkları gibi. Fakat herkesin kendi doğrusu var.

Yaşar Yavuz / Gazeteci
Fetih, yeni bir soluk, mamur etme ve yaşanılır hale getirmedir. İslam tarihi boyunca gerçekleşen fetihlerin temel esprisi bu ulvi amaç etrafında cereyan etmiştir. İnsanın arzdaki serüveninin tabiatla barışık seyretmesinin adı ve hedefidir fetih. Batılıların, haçlıların talan ve yağma üzerine inşa ettikleri emperyalist barbarlığa inat fetih, yeniden var olma, insanın önce kendisiyle sonra cemiyeti ve Allah ile olan akdini yenilemesidir. Fetihlerin gerçekleştiği ülkelerde farklı inanç ve değer yargılarına sahip toplumların fethe yönelik şahadetleri bu gün bu kavrama atfedilen olumsuzlukların birer iftira ve maksatlı çarpıtmalardan ibaret olduğunun en ciddi kanıtıdır. Bu bağlamda İstanbul'un fethi, bu coğrafyada yaşayan insanların ve değerlerin fetihle birlikte kazandığı anlam her daim zinde tutulmalı ve bir birikim olarak nesillere intikal ettirilmelidir.

Nesimi Demir / Vatandaş
Fatihin tarihi düştüğü en büyük not İMAN VARSA İMKÂNDA VARDIR diye düşünüyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

 Sadece Leman Dergisi mi? Evlerimizde de "Siyer-i Nebi okuyalım!

Sen de Allah’ın biriciğisin...

Sevdiceğimiz kalbimizi kırdığında, nisyan ile bir gül uzatalım