En baba nasihatler / Babalar Günü için hazırlanan soruşturma
Baba nasihati, belki
birkaç kelimeden ibarettir ama bu hayatta duruşumuzu belirlemede bir mihenk
taşı görevi görür adeta. Ülkemizin bilinen isimlerine babalarının nasihatlerini
sorduk. En baba nasihatleri sizin için öğrendik.
AYŞE BÜŞRA ERKEÇ | 15
HAZİRAN 2013, 17:51
Büyürken annemiz hep
yanımızdadır. En küçük sendelememizde tutar elimizden. Babalar ise biraz daha
uzak, biraz daha mesafeli gibi dururlar ancak dengemizi sağlayan ağırlık
merkezi gibidir babalar. Bazen söyledikleri bir söz, bir nasihat hayat boyu
kulağımıza küpe olur, durduğumuz, durmamız gereken yeri hatırlatır bize. O
yüzden özel bir yeri vardır: 'Baba nasihati' deriz. Hayatta yol aldığımız
serüven içerisinde yön gösteren yıldızlar gibi nasihatleri eşlik eder bize,
hayatımıza ve yol arkadaşlarımıza…
NASİHATLA YOL ALDIK
Bu gün babalar günü.
Kimimiz babamızı kaybetmenin hüznüyle geçmişe dönük anıları hatırlarken,
kimimiz de onların varlığıyla şükredip evlat olma bilincimizi yeniden gözden geçireceğiz.
Bazılarımız babalarının verdiği nasihatleri hatırlayacak. Biz de ülkemizin
bilinen simalarına babalarının ne gibi nasihatler verdiğini merak ettik ve
sorduk. Ümit Meriç babamın hayata karşı duruşu başlı başına bir nasihattı
derken, Mehmet Kısakürek babasının nasihatinin Allah için sevmek Allah için
öfkelenmek olduğunu söylüyor. Hüsrev Hatemi bu nasihati terbiye olarak
nitelendiriyor, Ahmet Özhan ise inancının temellerini babasının nasihati olarak
görüyor. Prof. Kemal Sayar'ın babası memlekete yararlı olmayı öğütlemiş, Hülya
Koçyiğit'in babasının öğütü ise 'Ne yaparsan yap, en iyisini yap'. Fatih
Erbakan da babasının nasihatini hiç unutmuyor: 'Din ibadetten ibaret değildir'
Kemal Sayar: Emek
harca, alın teri akıt
Rahmetli babacığım
bana hep çalışmayı ve ne için hayal kuruyorsam uğruna emek harcamayı, alın teri
akıtmayı nasihat etti. O zor şartlarda okumuş bir köy çocuğuydu ve tahsil
hayatımın her aşamasında yakından ilgilendi, en iyi şekilde eğitimime destek
oldu. Onun temel nasihati de memleketimize ve insanımıza yararlı olmam
şeklindeydi.
Ahmet Özhan:
İnancımın temelini babam attı
Babamdan öğrendiğim
pek çok nasihat var. Fakat en önemlisi inançtır. Bugünkü sahip olduğum
inancımın temeli babam tarafından atıldı ve hayatıma sirayet etti.
Hülya Koçyiğit: Ne
yaparsan yap en iyisi olacaksın
Babam bana 'hangi
mesleği seçersen seç hep yanındayım fakat seçtiğin meslekte en iyisi olacaksın'
demişti. Hayatta olduğu sürece hep desteğini gördüm. Hayatımı hep kolaylaştıran
ve güzelleştiren bir babaydı ama ben babamı çok küçük bir yaşta kaybettim. 16
yaşındaydım babam ilk filmim 'Susuz Yaz'ı birlikte izlemiştik ve bana dönüp,
'Seninle gurur duyuyorum kızım' demişti. Bu iltifatını hiç unutmadım. Onun
nasihatini gerçekleştirmiş olmak beni mutlu ediyor.
Mehmet Kısakürek:
Allah düşmanından nefret imanın şartı
Allah için sevmek,
Allah için öfkelenmek…
İkincisi olmadan
birincisi olmaz. Günümüzde Allah ve peygamber düşmanlarından nefret, imanın ilk
şartlarından biridir. Hayata ve insana dair babamdan bütün öğrendiklerimin
özeti budur.
Ümit Meriç: Babamın
duruşu en büyük nasihati
Babam nasihat
vermekten hoşlanan bir insan değildi ama hayat karşısındaki duruşu tek başına
koca bir nasihatti. En zor şartlar altında bile insan en büyük ve güzel işleri
başarabilir. Görmeyen gözleri ile 12 ciltlik bir düşünce külliyatı kaleme aldı.
Ve 'Bu Ülke'yi karanlıklardan aydınlıklara taşımak için ömrü boyunca çalıştı.
Fatih Erbakan: Babam
din ibadetten ibaret değil derdi
Rahmetli babam biz evlatlarına daima "İslam dini bizlere iyi insan olmayı emrediyor, İslamın temelinde iyi insan olmak yatar. Bir insan ise kendi kendine iyi olamaz, iyilik bireysel bir olay değildir" derdi. "Bu nedenle bir kimsenin iyi insan olabilmesi için başkalarına, diğer insanlara faydasının olması gereklidir. Bir insanın diğer insanlara sağlayabileceği en büyük fayda ise o insanların hem dünyada hem de ahirette saadet ve selamete kavuşmaları için yapacağı çalışmadır" diye de eklerdi.
Kendisinin bütün hayatı da zaten bu temel görüş üzerine bina edilmişti. Cenab-ı Allah mekanını cennet makamını ali eylesin.
Kendisiyle bir anımı da bununla ilgili bir örnek olarak paylaşmak isterim. Rahmetli babamla (mekanı cennet olsun) ben henüz 13-14 yaşlarındayken bir Umre ziyareti için Mekke’de bulunuyorduk. Umremizi tamamlayıp Harem-i Şerif’ten çıktık ve kaldığımız yere doğru yürürken yol üzerinde kaldırımlarda yatıp kalkan, oradaki hacılardan arta kalan yemekleri yiyen perişan bir haldeki Afrika’lı kardeşlerimiz umrecilerle karşılaştık. Merhum babam onların bu haline çok içerledi, kısa bir müddet onları seyretti, gözleri yaşardı ve bana dönerek "Evladım bak eğer perişan haldeki bu insanları kurtarmak için canla başla çalışmazsak biraz evvel yaptığımız Umre ibadetimiz yarım kalmış olur" diyerek bana hayatım boyunca unutamayacağım bir nasihatte bulundu. Bu sözleriyle İslam’ın sadece namaz, oruç, tesbihat, hac ve umreden ibaret olmadığını, asıl olarak tüm insanlığın maddi ve manevi kurtuluşu için çalışmak olduğunu ifade ediyordu.
Kendisini çok özlüyoruz ve bu vesiyle birkez daha rahmetle anıyoruz. Cenab-ı Allah kendisinden razı olsun, hepbirlikte inşaallah Resulullah (S.A.V)’in sancak-ı şerifi altında olmayı nasip etsin.
Dr.Fatih ERBAKAN
Hüsrev Hatemi:
Aklımda onun nazik terbiyesi var
Babamdan terbiyeyi
öğrendim. Kendisi çok terbiyeli bir 1940'lı beyefendisi idi. Çok çalışırdı ve
evde olduğu tek gün Pazar günüydü. İpek sabahlığını giyer, hortumu alır ve
bahçeyi sularken kapının önünden geçen komşulara 'Sabah şerifler hayrolsun…'
akşam vaktiyse, 'Akşam şerifler hayrolsun' derdi. Nuri İmeci Peri köydeki bir
komşumuzdu aklımda en çok onunla hasbihalleri geliyor. Babam 1970'lerde vefat
etti. Şimdi gözümde canlanan görüntüler arasında en çok babamın komşularıyla
olan selamlaşması ve aklımda kalan nazik terbiyesi var. En büyük nasihat de
terbiye olmalı.






Yorumlar
Yorum Gönder
Görüş ve düşüncelerinizi yazın...