Uzmanlar Çocuk Ölümlerini Değerlendirdi


Son günlerde ayyuka çıkan çocuk ölümleri Türkiye’nin gündemine düştü. Gündemi meşgul eden çocuk ölümlerinde 5 ve 9 yaş arası çocukların öldürülmesi, tecavüze maruz kalması ve işkence yapılmasına şahit oluyoruz. Uzmanlarımıza “Neden, ne yapılmalı ve çocuklarımızı nasıl korumalıyız?” diye sordum, uzmanlarımız yanıtladılar.

Gündemi meşgul eden çocuk ölümlerinde 5 ve 9 yaş arasında çocuklar olduğu dikkat çekiyor. Bu tür vakıaları önlemenin, bir çaresi var mı? Caydırıcı sebep hapis mi ve ne olmalı? Sorularımızı uzmanlarımıza sorduk ve dikkat çeken bir ayrıntı vakıaların ortaya çıkan katil zanlılarının aileye yakın bireylerin olması. Önce Mert hadisesin de baba arkadaşı, şimdi Gizem meselesinde ise baba amcaoğlu olduklarını görüyoruz. Sizce aileler nasıl önlem almalı? Sorularımıza uzmanlardan yanıt aldık.



Mehtap Kayaoğlu (Psikolojik Danışman & Psikoterapist)

ONLARI SADECE “KENDİ BAŞINA BİR ŞEY GELME KORKUSU” DURDURUR!

İnsanların arasında olan normal şartlarla örtüşen sağlıklı insanlar olmadıkları kesin. Öncelikle bunun bilinmesinde fayda var. Genel anlamda kişilik bozukluğu olan, içe dönük, A sosyal sınırlarda yaşayan, anti sosyal kişilik bozukluğu yaşayan veya psikopat kişilik bozukluğu olan insanlar bu olayları gerçekleştiren insanlar. Bu tür oluşumlarda, hatta savaşlarda dahi kadınlar, çocuklar ve yaşlıların korunmaları için önceliği vardır. Bu zarar veren insanlara baktığımız zaman öncelikle çocuklara zarar vermeyi tercih ettiklerini görüyoruz, yani savunmasız, korunmaya muhtaç çocuklara karşı hedef geliştiriyorlar. Bu zaten o insanlar yetişkinlere karşı aciz olduklarını çekingen ve korkak içe dönük insanlar olduklarını, gücü gücü yetene mantığı içerisinde en kolay hedefi seçtiklerini anlayabiliyoruz. Bu insanların tedavi edilebileceğini ve sağlıklı olabileceklerini düşünmüyorum. Hatta şuan da yarın ki yazım içerisinde Başbakanımıza mektup yazıyordum. Başbakanımıza sesleniyorum bu insanları asın! Bu insanlar tedavi edilemez ve bu insanlara hapis cezası da caydırıcı değil çünkü geçmiş vakıalara baktığımız zaman bu insanların geçmişte de sabıkalı olduklarını görüyoruz, aftan yararlanmış veya bir şekilde dışarı çıkmış olan insanlar bakıyorsunuz ki daha büyük bir suçla karşımıza çıkıyor. Onun için Bu psikopat caniler tedavi edilemiyor! Onları sadece "kendi başına birşey gelme korkusu" durduruyor. Aksi halde önüne kim gelirse gelsin hiç tereddüt etmeden kolaylıkla zarar veriyor. İslam’ın “kısas” hükmü tek çaredir. Anne babalara düşen en büyük görev ise çocuklarını bilinçlendirmeleri gerekiyor. Anne babalar çok dikkatli olmalı, çocuklar sosyal olmak zorunda değil, çocuklarınızı sokağa bırakmayın…



Prof. Dr. Nilüfer Narlı

ÇOCUKLARA YABANCILARIN DOKUNMAMASI ÖĞRETİLMELİ

Türkiye’de bu son zamanlarda daha çok duyduğumuz çocuk tecavüz ve ölümleriyle ilgili, sıklıkla karşılaşmaya başladık fakat bu yeni bir konu ve sorun değil, öncelikle bu konuya dikkat çekmek istiyorum. Türkiye’de kaybolan ve bulunamayan çocuk sayısının 16.000 hatta 25.000 olduğu söyleniyor. Evinden kaçıp veya kaçırılıp dönen veya bulunan çocuklar olduğu gibi hiç dönmeyen ve haber alınamayan çocuklar da var. Bazı iddialara göre bu çocukların çocuk pornosu ve çocuk istismarı için kaçırılıyor ve bu çocuklara hiçbir şekilde ulaşılamıyor. Birde ailenin yakın çevresinde komşu olan insanların verdiği zarar var, bu konuda ailelerin bilinçlendirilmeleri gerekiyor. Acilen kamu spotu ve diğer etkenlerle bu konu aciliyetle ele alınmalı ve hem çocuklar hem de ailelerde farkındalıkla bilinçlendirilmeli. Çocuğun anlayacağı dilde, bir yabancının onun bedeninde nereye dokunup dokunmaması gerektiğine dair bilgilendirilmesi gerekiyor. Bu suçluların cezası konusunda idama karşıyım ama cezaların kesinlikle çok şiddetli hale getirilmesi ve ciddi caydırıcı yasalara ihtiyaç var.



Uzm. Psk. Alanur Özalp

İDAM ÇARE DEĞİL, EĞİTİM ŞART

Öncelikle kadına şiddet vardı, bununla ilgili yeterli önlem alınmadı. Arkasından da bu kadına şiddet çocuğa şiddete dönüşmeye başladı diye düşünüyorum çünkü öldürme neden ve sebeplerine baktığınızda bu benzerliği görebiliyoruz. Bu durum nereye gider diye baktığımızda da yaşlılara şiddete kadar gideceğinden korkuyoruz ki buna benzer haberleri görüyoruz zaten. Çocuklarda, kadınlar da yaşlılarda kutsaldır. Bu üç gruba uygulanan şiddetin her biri toplumsal değerlerimize uymayan şeyler. Bu konuda önlem olarak acilen erkeklere eğitim metotları geliştirilmeli ve kamu spotları, konferans ve seminerlerle erkekler bilinçlendirilmeli diye düşünüyorum. Çocuklarımızda yine anaokulundan itibaren eğitilmeli, çocuklarımıza kendilerini korumaya yönelik eğitim verilmeli. Aslında her alanda artan bir şiddet mevzu bahis, hem okullarda hem hastanelerde eğitimciler vb pek çok kişi ve kişiler şiddete maruz kalıyor. Bu katil zanlılarının da hapis cezası önlem değil, eğitim tek şart diye düşünüyorum. Suç ancak eğitim ile önlenebilir. İdam da çare değil diye düşünüyorum, eğitim tek şart.



Dr. Muhammed Bozdağ

ÇOCUKLAR ŞİDDET VE AŞAĞILANARAK BÜYÜTÜLÜYOR

Öz değersizlik, ahlaksızlık, zevkçilik, vicdansızlık, şiddet ve korkaklık bir insan kimliğinde birleştiğinde o insan acımasız bir canavara dönüşür. Toplumumuzda bütün bu özellikleri üretip bir insanda paketleyen bataklıklar giderek yayılıyor. Çocuk ailede şiddet görerek ve aşağılanarak büyütülüyor. Öbür tarafta televizyonlarda ve internette cinselliğin bütün ahlaksız biçimleri reklam ediliyor ve genç beyinlere ekiliyor. Maneviyatın öğretildiği, vicdanın kazandırıldığı, geliştirildiği bir ortamdan mahrum büyüyor çocuk. Kronik stres, belki madde bağımlılığı, hatta belki dengesiz beslenme hatalı yaşama biçimleri beyni tahrip ediyor. Dışarıdan masum ve tertemiz görüntülü ama zihinleri virüslenmiş, beyinleri hasara uğramış canavarlar yetişiyor. Allah korkusu olmadığı için tecavüz ediyor ve polis korkusu olduğu için de öldürüp suçunu gizliyor. Geçen dönemde kadına yönelik şiddet başlığı altında yapılan operasyon yanlıştı ve şimdi bu olayı çocuğa karşı şiddet başlığıyla ele almak da yanlış olacaktır. Şiddetin erkeğe, kadına, yaşlıya, gence, insana, hayvana karşı her türlüsüyle, ayrımcılık yapmadan topyekün savaşmak şarttır. Yoksa sigaradan kurtardığınızı alkole kaptıracağınız gibi, bir şiddetten men ettiğinizi öbür şiddete düşürürsünüz. İnsanı böylesine canavarlaştıran biyolojik ve psikolojik sebepleri bulmak zor değildir. Bu tür eylemleri yapanların beyin-zihin profilleri kolayca ortaya çıkarılabilir. Bunlar ailelerinden saygı görmemiş, belki tacize uğradıkları için öz değerleri çökmüş, vicdanlarına Allah sevgisi ve korkusu, sabır, şükür, vefa gibi değerler sindirilmemiştir. Ayrıca beyin sağlıklarını besleyecek bir yaşama ikliminden uzak tutulmuşlardır. Bir insan acımasızlaşır, çünkü acımasızlıkların içinde yaşamıştır. Merhamet etmez, çünkü hiç şefkat, merhamet görmemiştir. Zevki için en acımasız eylemi yapar, çünkü zevkinin ardından gide gide zevkine tapmayı öğrenmiştir. Canavarlığı açığa çıkmasın diye öldürebilir de…  Çünkü polisten korkmayı öğrenmiştir. Özel hayatındaki vicdanı da onu durduramaz, çünkü Allah’a, cehenneme inancı gelişmemiştir, ettiği kötülüklerin bedelini ödemenin ne olduğunu anlamamıştır. Bedel ödeyerek büyümemiştir. Böylesine alçak insanları kıyım makinesinden geçirip yok edemeyeceğimize göre bunların yetiştiren bataklık iklimi kurutmak gerekir.  Bunun yolları çocuğumuza değer vermektir. Egosunu aşağılamamak ve abartmamaktır. Ona doğruyu yanlışı öğretmek ve suç işlediğinde ona bedel ödetmektir. Aldığı hizmetin karşılığını en azından teşekkürle verdirmek, en küçük ihanetini bedelini ödeyeceğini ona yaşatarak göstermektir. Bir insanın beyni ve zihni çöküp de canavar bir psikopat olmasından önce yapılacak çok şey vardır. Ancak keyfi can alabilir hale geldikten idam veya sonra ömür boyu hapis dışında bir yolla diğer mazlumların canını koruyamazsınız. Bu vakalar toplum içerisinde potansiyeli giderek büyüyen küçük bir kesiminde yaşanıyor, ama hepimizi boğuyor. Sinek ezer gibi insan öldüren televizyon filmlerini ve bilgisayar oyunlarını en azından 25 yaşından gençlere ve hele çocuklara yasaklayacaksınız. Genç beyinleri hipnotize edip programlayan entrika ve cinayet dolu diziler bu fecaatlerin suç ortağıdır. Psikopat kişilikli tiplerin evliliklerini mercek altına alacaksınız. İçerisinde alkolizm, madde bağımlılığı, şiddet, kumar, ağır kişilik bozukluğu gibi davranışların hâkim olduğu bütün aileler potansiyel birer katil yetiştirme fabrikasıdır. Bu tür aileler ve kişiler toplumun da yardımıyla tespit edilmeli ve böyle ortamlarda çocuk yetiştirilmesini engelleyici tedbirler geliştirilmelidir. Kişisel özgürlük toplumun tehlikeye düştüğü sınırda biter. Türkiye’de çoğu cezaların caydırıcı olduğuna inanmıyorum. Canavar kimlikli birisini kasten öldürmekten idam korkusundan başka bir şey alıkoyamaz.

İDAMIN GETİRİLMESİ CİNAYETLERİ AZALTIR
 İdamın geri getirilmesi cinnet dışındaki cinayetleri iyice azaltır. Bu tür vakalarda aile yakınlığı şart değildir. Haftalarca gündemimizde kalan bir kız arkadaşın testereyle kesilip çöpe atılmasını hatırlayın. Söz konusu olan yaşla veya cinsiyetle ilgisiz genel bir canavarlaşmadır. Bir üniversiteli kız da profesör olan annesinin boğazını kesmişti. Canavar öfkelenince veya keyfi isteyince, fırsatını nasıl bulur, gücünü neye yetirirse öyle kullanır. Batı toplumlarında da defalarca rastlanan bu tür vakalarda canavar katil için önemli olan avını ele geçirmesidir. Yabancıları avlamak daha güçlü bir profesyonellik ister. Aile, komşu çevresi ise hem asosyal tiplere daha kolay avdır ve hem de yakınlarınız size güvendikleri için daha savunmasızdır.

Gazeteci & Yazar / Ayşe Büşra Erkeç






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

 Sadece Leman Dergisi mi? Evlerimizde de "Siyer-i Nebi okuyalım!

Sen de Allah’ın biriciğisin...

Sevdiceğimiz kalbimizi kırdığında, nisyan ile bir gül uzatalım