Muhafazakar denilince aklıma Erbakan geliyor
Yeni Şafak | Ayşe Büşra Erkeç | 08 Aralık 2014
Muhafazakâr Düşünce Dergisi tarafından, "Türkiye’de Muhafazakâr Düşünceyi Etkileyen Düşünürler Sempozyumu" gerçekleşti. Sempozyumun en dikkat çeken cümlesi ise, Prof. Dr. Cemal Fedai'nin "Muhafazakar denilince aklıma Erbakan geliyor, onu anmadan geçemem" sözleri oldu.
Oturum başkanlığını Prof. Dr. Birol Akgün'ün yaptığı 1. oturumda, Prof. Dr. Bekir Berat Özipek "Muhafazakâr Düşünce’nin Entelektüel Kökenleri", Prof. Dr. Kenan Gürsoy "Muhafazakârların Değerleri, Değerlerin Muhafazası", Prof. Dr. Hüsamettin Arslan "Muhafazakâr Düşünce ve Reformculuk" konularına değindi.
Tarihi ve siyasi arka planıyla muhafazakarlık oturumu...
"Erbakan'ı anmadan geçemem"
Oturumun en dikkat çeken açıklaması ise "Bir Siyasal Akım Olarak Muhafazakâr Düşünce" konusunu ele alan Prof. Dr. Cemal Fedai'den geldi. Fedai, "Muhafazakâr denilince aklıma Prof. Dr. Necmettin Erbakan geliyor. Erbakan'ın 'Önce Ahlak ve Maneviyat' vurgusu ile düşünce dünyasının siyasi hayatına öncülük ettiğini ve Refah Partisi'nin vurgusunu yaptığı "Adil Düzen" çıkışı ile muhafazakâr dünyada önemli bir çıkış elde ettiğini düşünüyorum" ifadelerine yer verdi.
"Muhafazakâr düşünce; sınırlanmaya götürür"
Prof. Dr. İbrahim Kalın konuşmasında Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu'nun 1938 yılında kaleme aldığı bir makalesini okuyarak, günümüz düşünce dünyasına dikkat çekerek "Fındıkoğlu makalesinde, "Taklit ikili bir felsefe üretir. Türk modernizesinin sonunu, ikili düşüncenin tükenmesi ve yarım kalmasıdır" ifadelerinde dikkat çekmek istediği gelenek ve anlamlı bir hayat kurmanın sorularını sormamızı amaçlıyor. Gelenek bulup, söyleyip, keşfetmektir. Neşet Ertaş bunun en güzel örneğidir. Gelenek; insanlara anlamlı bir hayat vaat eder. Özgürlük; Anlam bozukluğu olarak karşımıza çıkar ve Muhafazakâr düşünce; sınırlanmaya götürür. Asıl cevap bulmamız gereken soru ise, anlamlı bir hayat yaşayabilir miyiz? Sorusunu sormaktır." ifadelerine yer verdi ve kavram ve kalıplara mahkûm olmadan fikir bütünlüğüne ulaşmanın mümkün olabileceğinin altını çizdi.
Katılımcıların dikkat çeken cümleleri
Sempozyum katılımcıları genel olarak, Türkiye'nin düşünce dünyasını etkileyen ve yön veren kimlikleri konuşmalarına taşıyarak çarpıcı açıklamalarda bulundular.
Prof. Dr. Bekir Berat Özipek: Muhafazakârlık her ülkede farklı renkler alır. Çünkü her ülkenin Muhafazakârlarca değerli ve korunmaya layık olan kurum ve değerleri farklıdır.
Prof. Dr. Kenan Gürsoy: Vatikan Eski Büyükelçisi diye takdim edildim fakat Vatikan'da rotasyondaydım. Aslında ben bir felsefeciyim.
Prof. Dr. Hüsamettin Arslan: Asıl mesele İmparatorluğun kaybıdır. Türkiye'de muhafazakâr olmak, kafası ve kalbi yaralı olmak demektir.
Prof. Dr. Bedri Gencer: Modernliğin karşıtı olarak muhafazakârlık sağ ve sol seklinde alınır. Esas Muhafazakârlık Sağ; Sünneti savunmaktadır.
Prof. Dr. Mustafa Acar: Cemil Meriç üzerinde durmamız gereken şey onun üzerinde yetiştiği 'Hatay’ı ' anlamaktır.
Prof. Dr. Besim Dellaloğlu: Tanpınar, herkesin konuştuğu yerden konuşmuyor. Tanpınar Batıcı değil, Batılıdır.
Prof. Dr. Mahmut Akın: Necip Fazıl Kısakürek, kendi mahallesinde dayak yiyen bir çocuğa sahip çıkan adamdır!
Prof. Dr. İsmet Emre: Dünyanın efendisi olan bir İngiliz insan portresi oluşturulmaya çalışılıyor.
Gıda-Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker
"Cumhuriyet Tarihinde Muhafazakâr düşünceye alan açılmadı"
Gıda-Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Cumhuriyet tarihinde muhafazakâr düşünceye alan açılmadığını ve fırsat verilmediğinin altını çizerek başladığı konuşmasında, muhafazakâr düşüncenin pozitivizmin, insanda yarattığı tahribata ve beraberinde getirdiği problemlere çare arayan bir akım olduğunu vurguladı. Türkiye'de daha çok dindarlık üzerinden, edebiyat ve sanat üzerinden sunulan muhafazakârın geliştiğini vurgulayan Bakan Eker, Siyaset içerisinde ilk telaffuz eden ismin ise Turgut Özal olduğunu ifade etti.
Muhafazakâr Düşünce Dergisi 10. Yıl Özel Ödülleri gecesinden toplu hatıra fotoğrafı...
Ödül alan isimler
Gün boyunca devam eden sempozyum, akşam yemeği eşliğinde düzenlenen ödül töreni ile son buldu.
Belgesel dalında özel ödül Mehmet Akif Ersoy'un hayatının anlatıldığı çalışmayla, Yeni Şafak Gazetesi yazarı Yaşar Taşkın Koç'a verildi.
Medeniyet çalışmaları alanında özel ödül Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanı Kudret Bülbül'e takdim edildi.
En iyi makale dalında özel ödül Doç. Dr. Ahmet Yıldız'a, sosyal ve siyasal alanda barışa katkı ödülü ise Muhsin Kızılkaya'ya, televizyon dalında ise Yedi Güzel Adam dizisi senaristleri Ahmet Tezcan ve Nevin Şahin ödüle layık görüldü.
Muhafazakâr Düşünce Dergisi tarafından, "Türkiye’de Muhafazakâr Düşünceyi Etkileyen Düşünürler Sempozyumu" gerçekleşti. Sempozyumun en dikkat çeken cümlesi ise, Prof. Dr. Cemal Fedai'nin "Muhafazakar denilince aklıma Erbakan geliyor, onu anmadan geçemem" sözleri oldu.
Oturum başkanlığını Prof. Dr. Birol Akgün'ün yaptığı 1. oturumda, Prof. Dr. Bekir Berat Özipek "Muhafazakâr Düşünce’nin Entelektüel Kökenleri", Prof. Dr. Kenan Gürsoy "Muhafazakârların Değerleri, Değerlerin Muhafazası", Prof. Dr. Hüsamettin Arslan "Muhafazakâr Düşünce ve Reformculuk" konularına değindi.
Tarihi ve siyasi arka planıyla muhafazakarlık oturumu...
"Erbakan'ı anmadan geçemem"
Oturumun en dikkat çeken açıklaması ise "Bir Siyasal Akım Olarak Muhafazakâr Düşünce" konusunu ele alan Prof. Dr. Cemal Fedai'den geldi. Fedai, "Muhafazakâr denilince aklıma Prof. Dr. Necmettin Erbakan geliyor. Erbakan'ın 'Önce Ahlak ve Maneviyat' vurgusu ile düşünce dünyasının siyasi hayatına öncülük ettiğini ve Refah Partisi'nin vurgusunu yaptığı "Adil Düzen" çıkışı ile muhafazakâr dünyada önemli bir çıkış elde ettiğini düşünüyorum" ifadelerine yer verdi.
"Muhafazakâr düşünce; sınırlanmaya götürür"
Prof. Dr. İbrahim Kalın konuşmasında Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu'nun 1938 yılında kaleme aldığı bir makalesini okuyarak, günümüz düşünce dünyasına dikkat çekerek "Fındıkoğlu makalesinde, "Taklit ikili bir felsefe üretir. Türk modernizesinin sonunu, ikili düşüncenin tükenmesi ve yarım kalmasıdır" ifadelerinde dikkat çekmek istediği gelenek ve anlamlı bir hayat kurmanın sorularını sormamızı amaçlıyor. Gelenek bulup, söyleyip, keşfetmektir. Neşet Ertaş bunun en güzel örneğidir. Gelenek; insanlara anlamlı bir hayat vaat eder. Özgürlük; Anlam bozukluğu olarak karşımıza çıkar ve Muhafazakâr düşünce; sınırlanmaya götürür. Asıl cevap bulmamız gereken soru ise, anlamlı bir hayat yaşayabilir miyiz? Sorusunu sormaktır." ifadelerine yer verdi ve kavram ve kalıplara mahkûm olmadan fikir bütünlüğüne ulaşmanın mümkün olabileceğinin altını çizdi.
Katılımcıların dikkat çeken cümleleri
Sempozyum katılımcıları genel olarak, Türkiye'nin düşünce dünyasını etkileyen ve yön veren kimlikleri konuşmalarına taşıyarak çarpıcı açıklamalarda bulundular.
Prof. Dr. Bekir Berat Özipek: Muhafazakârlık her ülkede farklı renkler alır. Çünkü her ülkenin Muhafazakârlarca değerli ve korunmaya layık olan kurum ve değerleri farklıdır.
Prof. Dr. Kenan Gürsoy: Vatikan Eski Büyükelçisi diye takdim edildim fakat Vatikan'da rotasyondaydım. Aslında ben bir felsefeciyim.
Prof. Dr. Hüsamettin Arslan: Asıl mesele İmparatorluğun kaybıdır. Türkiye'de muhafazakâr olmak, kafası ve kalbi yaralı olmak demektir.
Prof. Dr. Bedri Gencer: Modernliğin karşıtı olarak muhafazakârlık sağ ve sol seklinde alınır. Esas Muhafazakârlık Sağ; Sünneti savunmaktadır.
Prof. Dr. Mustafa Acar: Cemil Meriç üzerinde durmamız gereken şey onun üzerinde yetiştiği 'Hatay’ı ' anlamaktır.
Prof. Dr. Besim Dellaloğlu: Tanpınar, herkesin konuştuğu yerden konuşmuyor. Tanpınar Batıcı değil, Batılıdır.
Prof. Dr. Mahmut Akın: Necip Fazıl Kısakürek, kendi mahallesinde dayak yiyen bir çocuğa sahip çıkan adamdır!
Prof. Dr. İsmet Emre: Dünyanın efendisi olan bir İngiliz insan portresi oluşturulmaya çalışılıyor.
Gıda-Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker
"Cumhuriyet Tarihinde Muhafazakâr düşünceye alan açılmadı"
Gıda-Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Cumhuriyet tarihinde muhafazakâr düşünceye alan açılmadığını ve fırsat verilmediğinin altını çizerek başladığı konuşmasında, muhafazakâr düşüncenin pozitivizmin, insanda yarattığı tahribata ve beraberinde getirdiği problemlere çare arayan bir akım olduğunu vurguladı. Türkiye'de daha çok dindarlık üzerinden, edebiyat ve sanat üzerinden sunulan muhafazakârın geliştiğini vurgulayan Bakan Eker, Siyaset içerisinde ilk telaffuz eden ismin ise Turgut Özal olduğunu ifade etti.
Muhafazakâr Düşünce Dergisi 10. Yıl Özel Ödülleri gecesinden toplu hatıra fotoğrafı...
Ödül alan isimler
Gün boyunca devam eden sempozyum, akşam yemeği eşliğinde düzenlenen ödül töreni ile son buldu.
Belgesel dalında özel ödül Mehmet Akif Ersoy'un hayatının anlatıldığı çalışmayla, Yeni Şafak Gazetesi yazarı Yaşar Taşkın Koç'a verildi.
Medeniyet çalışmaları alanında özel ödül Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanı Kudret Bülbül'e takdim edildi.
En iyi makale dalında özel ödül Doç. Dr. Ahmet Yıldız'a, sosyal ve siyasal alanda barışa katkı ödülü ise Muhsin Kızılkaya'ya, televizyon dalında ise Yedi Güzel Adam dizisi senaristleri Ahmet Tezcan ve Nevin Şahin ödüle layık görüldü.




Yorumlar
Yorum Gönder
Görüş ve düşüncelerinizi yazın...