Kadın Halimle Küfretmek İstiyorum...
Saçmalamak istiyorum, haydi beğenin yazdıklarımı. Nasıl olsa bir yığın saçmalığın içinde bu da bir yer bulacaktır. Etrafa dağıttığım en aptalca kelimelerimi yazıyorum bakın, yazıyorum haydi "yazar" vasfını yapıştırın bana, sonra zirvelere çıkarın ve eleştirin bu beni yüceltir, yücelmek bir yana ilahlaştırın beni ilahlaştırdığınız gibi. Allah'tan başkalarını söz sahibi addedip boyun eğdiğiniz gibi.
Kadın halimle küfredeyim mesela, ünlü ünsüz ayrımı yaparak hatta, ünlüleri sonraya bırakıp mahallemin muhtarına küfredeyim mesela, alkış tutarsınız, "kadına bak beee ana avrat düz gidiyor, ne de sivri yazıyor" dersiniz belden aşağı muhabbetin gırına turp suyu sıkan erkekler gibi... Başka bir tabir açmaz, küfretmek istiyorum topunuza, alkış tutan ellerinizden kirli kanlarınızı akıtıp sizi temizleyene kadar...
Hayır! Çok temiz, hanım hanımcık bir yazar değilim, olamam da, yazar da değilim zaten, sadece saçmalamak istiyorum tahammül etmek fiilini yıkamak için topunuzun omuzlarından...
Hayran olduğum kitleyi dile getirmek istiyorum mesela;
Kadınları taciz etmek için şiir yazan müsvettelere.
Zengin kadınları evlilik müessesine dahil edip yağlı kazık görenlere.
En sevdiği şarkının tam ortasında söylemeye başlayıp şarkının anasını ağlatanlara.
Dava açıp adalet arayışıyla, adaletsizce yalancı şahitlik yapanlara.
"Özgürlük istiyorum" martavalları atarak halkın vicdanını sömüren siyasilere.
Öğrencilerin hayallerini şifre şehvetiyle ölene kadar "sen bir at'sın yavrucağım çalış!" diyerek kokmuş et gösterip, vermeyenlere.
Denizde seyahat ederken, doğanın ihtişamlı manzarasını bırakıp dikiz yarışına girenlere.
Sakız çiğneyenlere.
Hacı fakir kokan erkeklere.
Evsiz, barksız, küflü ekmek yiyen çocukların intikal ettirildiği halde, göbeğini şişirmeye devam eden belediyelere...
Biriyle yatmayı iyilik yapmakla karıştıran kadın ve erkeklere.
Aşkın ölümsüz olduğuna inanan gençlere.
Sadece yemek yemeyi düşünenlere.
Çorabımın teli kaçmasın diye yanında uhu taşıyan kızlara.
Sokakta çalıştırılan, (dilendirilen) Selpak satan çocuklardan mendil alarak iyilik yaptığını sanan zenginlere, kişilere.
Allah'ın ilk emrinin "oku" olduğunu zanneden dincilere.
Namaz kılınca cenneti garantileyen dedikoducu insancıklara.
Herkesi kötü zannedip, kişilerin bir birine ayna olduğunu unutan ve kötülüğünü başkasına yamayarak günah çıkaran ön yargılara.
Ön yargının kendisine.
Kavramların içini boşaltan felsefecilere.
Şifayı balon içine üflenen Yasin'de arayan hastalara.
Sanatı, birbirini aşağılamak zanneden kıymetli sanatçı şahsiyetsizlere.
Başka işi yokmuş gibi havadan sudan konuşan gevezelere.
Makaleyi bırakıp, yorumları okuyan site yöneticilerine.
...
Allah'ım ne kadar gri ve puslu bir hava var böyle?
Bütün bunları gören ben, bol salçalı makarna yapmak istiyorum.
Hem derviş, hem sarhoş olmak istiyorum.
Özür dilerim ben kral olmak istemiyorum.
Keşke İsmet Özel ölmese de ağlamasak!
dışarıda kaldım
öksüz bir kış göçebesi gibi
gittiğim kalabalıklarda,
gözüm yerlerdeydi sen beni dilenci zannedip
bozuk vicdan kırıntıları atardın önüme...
diye başlayan ve "sen bilemezsin adını mıh gibi hatırlıyorum" dizeleriyle son bulan şiirler yazmak istiyorum.
Fakat kimselere fark ettirmeden yavaş yavaş ölen bir genç kızın intihar mektubu karşısında dehşete kapılıyorum hala.
Yaşamak istiyorum, onun bıraktığı yerden hayatı, sırf onun için. Aslında ben varoluş gerçeğinin, intikalde gizli olduğunu düşünüyorum.
Sürekli doğumlar yaşıyor insan, annesinden doğduğu halde kalan kaç kişi var aranızda?
Alışmak ve ölümün üst merhalesi vazgeçmektir. Alıştığımız ölçüde ölümün acısını geride bırakıyoruz, vazgeçmeye başladığımız zaman ise doğumun ilk sancıları başlıyor. Duyarsızlık ise doğumun ilk anları.
Kendi varoluşunu kabullenenler yetmiyor bana, kendi varoluşumda...
...
Allah'ım hava ne kadar mavi ve parlak böyle?
Bol salçalı makarna yemek istiyorum!

Yorumlar
Yorum Gönder
Görüş ve düşüncelerinizi yazın...