Kayıtlar

2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Dünya böyle bir yer, alıştığın ölçüde kendini bir üst yolculuğa çıkarabilirsin.  

Sen de Allah’ın biriciğisin...

Resim
İstanbul’da aldığın nefes, gördüğün ve yaşadığın tecrübelerin her biri insanı iki kat büyüten veya kendi yerinde saydıran bir hali vardır. Ruhunun penceresinde terennüm ettiğin, şahit olduğun her ne ise onu katarsın heybeye, çoğaltır ve çoğalırsın veya büyük bir yanılgının pençesinde kendinle savaşırsın. Seçim senin.   Dileğim, büyüklerin duasına mazhar olup çoğalmaktır. Yaşamımın 16 senesinde bu düşüncelerde değildim, çayımı içerken, gözlerimi büyüleyen deniz ve martı, kulaklarıma şenlik katan müzik, kalabalık insanların keşmekeşiliği değil, sahilde denizden çıkardığı yosunla oynaşan martıları gördüm, şükrettim.                                    Akşam ezanları vaktinde martıların kuşkonmaz camii çevresinde raks etmesi, kanatlarının ve beyaz görüntülerinin ihtişamında kaybolmak, taze simit kokusu, çayın şekersiz kekremsi ama tutsak eden tadı, her sokağının ve caddesinin kaldırım taşlarına sin...

 Sadece Leman Dergisi mi? Evlerimizde de "Siyer-i Nebi okuyalım!

Resim
İslamın nuru, dünyanın yaratılma sebebi, iki cihan güneşi Hz. Muhammed Mustafa (sav) efendimiz ile ilgili yaşanan olay, herkes gibi beni de üzdü. Sevdiğime edilen bir güzellik gönlümü coştururken, yere çalınması, dalga konusu edilmesini geçtim hakarete maruz kalması yüreğimi dağladı, yüreğimiz burkuldu.  Efendimize yapılan bu olayı kınıyorum fakat gözardı edilemeyecek bir hususu da ele almadan geçmeyelim. Leman Dergisi'nce yapılan bu saldırıya mahal vermeyecek kadar peygamberimizi tanıyıp-tanıtıp, sevip-sevdirseydik ülkemizde bu saçmalıklar yaşanmazdı… zira efendimizin insanlığını, ahlakını, kıvrak zekasını, esprili hallerini tanıyıp sevmemek mümkün değil. Bu olayda kusur da bizde, eksiklikte… Dönüp sorun bakalım o müstesna nefislerinize, Peygamberimiz (sav) hayatımızın, yaşam şeklimizin ve kalbimizin neresinde?   Hakaret eden karikatüristlerin derdest edilmeleri elbette önemli kimse kutsalıma, kutsalımıza hakaret edemez, bu cepte lakin eksiklik sen-ben-bizde güzel kardeşim, b...

Haddini bilmeyen “Aşk”ı ne bilsin!

Resim
Son günlerde yazmak için çok sebep ve konu buluyorum. Bunun nedenini bilmiyorum ama bildiğim tek şey, besmele ile başladığım yazılarımın ihtiyacı olan ruhlara, sadra şifa olmasıdır.   Hadi başlayalım; son günlerde insanlık olarak kendi değerlerimize, bilgimize, tecrübelerimize ne kadar yakin ve ne kadar uzak durduğumuz çok dikkatimi çekiyor, rikkatimi de nazikçe size sunuyorum.   Bilmek ve bilmemek arasındaki ince çizgiyi kavramak, duruşumuzu betimlerken “haddini bilmek” gibi bir kavramı, kendimce vazifeyi de benimsememe neden oluyor. İslam kaynaklardan öğrendiğim, “fena ve beka” nazariyesinin kurucusu olarak bilinen mutasavvıf Ebû Saîd el-Harrâz'ın, “Nefsinde olanı bilmeyen Rabbini nasıl bilebilir?” sözü daha sonra, “Nefsini bilen rabbini bilir” şeklinde tasavvufî bir vecizeye dönüşmüş ve zamanla hadis olarak literatüre geçmiş. Bunu düşünürken aklıma birden Yunus Emre’nin, “Okumaktan mana ne/ Kişi Hakkı bilmektir/Çün okudun bilmezsin/Ha bir kuru emektir.” dizelerinde ki ifade...

Sevdiceğimiz kalbimizi kırdığında, nisyan ile bir gül uzatalım

Resim
İnsan nisyan ile hemhal olduğunda, geçmişini ve geleceğini titizlikle ele almalı diye düşünürüm. Nisyan nedir, unutmaktır. Belli başlı durumlarda insanın nisyan ile hemhal olması kurtarıcıdır lakin taviz tavizi doğurduğu gibi nisyan da isyana galebe çalıp dönüşebilir.   Başımıza gelen kötü söz ve davranışları unutmak güzeldir, şifa vericidir zira nefretin hücrelerimize yayılmasını önler. Nefret hastalığı ile ruhlarımızın zehirlenmesini önlediğimiz için bazı inanışlarda “unutmak” önerilir çünkü sevdiklerimizin kırdığı kalp, kırıklık sebebini unutunca kin duygusundan beri kalır. Üzüntülerimiz ve hüzünlerimiz yerleşik bir hal almaz. Kolay değildir bu noktada nefse unutturmak ama ben bu durumu direk konuşarak aşıyorum. Çünkü bazen farkına varmıyor karşımızdaki muhatabımız, konuşunca ve kırgınlık sorunumuzla yüzleşince bu durum aşılıyor. Küslük önlenmiş ve araya giren mesafe de kapanmış oluyor.   İletişim kurmak, konuşmak insana özgü ve insanoğluna sunulmuş tek gerçek. Konuşmanın ...