Bağ kurduğun insanların haleti-ruhiyesinden süzülen inci mi, kömür mü?
İnsanoğlu dünyaya gelirken tek bir bağla hayata gözlerini aralıyor, anne ile olan bağ… bilinç daha körpe ve yeni bir alemin yabancısı olduğu için daha fazlasına hazır değil çünkü ve anne konuşamayan bebeğiyle çok özel bir bağ geliştiriyor. Mimik okumaya yani duygularını anlamaya başlıyor. Bebeğiyle kurulan bağ, görünen bağın kesilmesiyle yerini daha duygusal ve içsel bir bağ kurmaya doğru evriliyor. Kadınlar bu nedenle daha detaylı düşünmeyi öğreniyor, duyguları mimik okumayla keşfettiği için derin bir bakış açısını da kolayca kavrayabiliyor. Bu “erkekler anlamaz, derinliği keşfedemez, duyguları okuyamaz” gibi bir feminist bakış açısı sunmasın, zira erkek de annesinden bu incelikleri yetileri kavrayabilir ve sahip olabilir, evlatlarıyla olan iletişiminde keşfedebilir. Ezcümle bu örnek, kadın ve erkeğin fıtratını anlatma çabası olarak değerlendirilsin. Konumuza dönelim, insanoğlu önce mızmızlanarak, gülerek, agulayarak annesiyle olan bağı vesilesiyle dünya ile irtibatını, derdini ...